İç Mekânda Rutubet: Görünmez Nem Nasıl Evimizin Konuğu Olur ve Onu Nazikçe Uğurlarız?
Isınan havanın nemi tutma kapasitesi artar, soğuyan yüzey ise bu nemi bir anda çiğ olarak geri ister; özellikle dış cephe yalıtımı zayıf veya pencere-kolon birleşiminde termal köprü oluşmuş dairelerde, iç yüzey sıcaklığı 13-14 °C’ye düştüğü anda havadaki nem cam buğusu gibi duvarlara oturur, köşe birleşimler önce sarımtırak leke sonra siyah küf halkası hâline gelir, gardırop arkasındaki elbiseler hafif rutubet kokusuyla “kış deposu” hissi verir. Bu tabloya banyo ve mutfakta buharı dışarı atacak yeterli aspirasyon eklenmeyince, nem evin içinde dolaşan muzip bir misafire dönüşür; sabah banyoda aynayı sildiğiniz bez öğlen salon perdesinin arkasında nem olarak karşınıza çıkar, parke derzlerini şişirir, alçıpan ek yerlerinde minik saç teli çatlaklar yaratır ve uzun vadede toz akarlarına besin kaynağı sunar.
Rutubetle savaşmak aslında karmaşık kimyasallar yerine basit bir “dört adım reçetesi” ister: önce dış cephede eksik mantolamayı ya da soğuk köşeleri aerogel panel gibi ince ama yüksek dirençli yalıtımla güçlendirerek iç yüzey sıcaklığını çiğlenme noktasının üstünde tutmak; sonra banyo-mutfak gibi ıslak hacimlerde nem sensörlü fan kullanıp buharı iki dakikada dışarı göndermek; üçüncü adımda yatak odası ve salon gibi uzun süre kapalı kalan alanlara günde en az 20 dakika çapraz havalandırma yaparak taze hava sirkülasyonu sağlamak; son adımda da, yoğuşma eğilimli mevsimlerde ısı geri kazanımlı portatif nem alma cihazı ya da nem-ısı dengeleyen akıllı VAV sistemleri devreye alarak göreceli nemi %50-55 aralığında sabitlemek. Bu dört katman bir arada uygulandığında, rutubet ne gardırop arkasında saklanacak köşe bulur ne de parke-duvar kesişiminde küf mantarına yastık olur; ev, penceresini açtığınızda dışarıdaki havayla aynı tazeliği solur, ısıtma-soğutma faturaları da nemin gizli ısısını taşımak zorunda kalmadığı için fark edilir biçimde düşer.