Cephe Kaplama Sistemlerinde “Mikro” Hata, “Makro” Zarar

Cephe Kaplama Sistemlerinde “Mikro” Hata, “Makro” Zarar

Cephe panellerinin – ister kompozit, ister GRC ya da doğal taş olsun – binaya ankrajlandığı alüminyum karkas, statik projesi hazırlanırken rüzgâr emme–basma kuvvetlerine ve panel ağırlığına göre boyutlandırılır; ancak şantiyede çoğu kez “ölçü tutmadı” bahanesiyle U profiller birkaç santimetre aşağıya kaydırılır ya da kelepçeler tek vidalı geçici sabitleme ile bırakılır. İlk bakışta ciddi görünmeyen bu mikro tolerans sapmaları, cephe düzleminde 2-3 mm’lik “salınım” yaratır ve rüzgârlı havalarda paneller taşıyıcı profillere çarparak hem silikon derzleri koparır hem de gizli vidalarda metal yorulmasına yol açar; bir kış mevsimi geçmeden yağmur suyu arka boşluğa sızar, ısı yalıtımını ıslatır, iç duvar yüzeyinde soğuk nokta ve küf lekeleri görünür, kurumsal binalarda ısı giderleri hiç hesapta yokken %10-12 artar.

Tuğla Duvar mı Bims Duvar mı? – “Görünmeyen” Seçim Kriterleri

Tuğla Duvar mı Bims Duvar mı? – “Görünmeyen” Seçim Kriterleri

Tuğla, yüksek ısıl kütlesi sayesinde sıcak–soğuk dalgalanmalarını hapsettiği için yaz akşamı iç mekâna “gecikmeli serinlik” verir; fakat yoğunluk değeri 1400–1600 kg/m³ civarında olduğundan duvar başına düşen yük artar, deprem bölgelerinde ilave yatay donatı ve rijit diyafram ihtiyacı doğar. Bims blok ise hafif yapısıyla (≈ 700 kg/m³) betonarme kütleyi azaltır, deprem ivmesine daha az kütleyle karşı koyar; buna karşılık poroz yapısı ses yalıtımında zayıftır, ince sıva veya alçıpan kaplama ile ses soğurma performansı yükseltilmediğinde komşu daire sesleri bariz hissedilir, ayrıca su emme oranı tuğlaya göre yüksek olduğu için dış cephe su izolasyonu ihmal edilirse yüzey don-çöz döngülerinde pul pul dökülür.

Elektrik Tesisatında Doğru Borulama: “Kabloyu Koruyayım” Derken Akımı Boğmamak

Elektrik Tesisatında Doğru Borulama: “Kabloyu Koruyayım” Derken Akımı Boğmamak

Şantiyede elektrik borulaması çoğu kez “kabloyu betonun cüssesinden korumak” prensibiyle başlar, fakat boru çapı seçiminden dönüş yarıçapına, ek kutu yerleşiminden doluluk oranına kadar ihmal edilen her detay, ilerideki arıza süresini uzatmakla kalmaz; aynı zamanda kablonun taşıyabileceği akımı sınırlandırarak pano hesabında öngörülen koruma açma süresini de bozar. Elektrikçi ustanın “bu kablo için 20’lik boru yeter” söylemi, fiilen üç faz + toprak iletkeni sıkıştırıp kablo kılıfının havayla temasını engellediğinde, akım taşıma kapasitesi katalog değerine göre %15–20 düşer, iletken sıcaklığı yükselir, izolasyon ömrü kısalır ve devre kesicinin açma eşiği, ısı emniyeti için olması gerekenden daha aşağıya çekilmek zorunda kalır; bu da özellikle motor yüklerinde her kalkışta gereksiz kesme ve iş kaybı anlamına gelir. Daha da kötüsü, boru kıvrımlarında 90 ° keskin dirsekler veya betondan çıkıntı yapan kırık boru ağızları, kablo çekimi sırasında iletken izolasyonunu tırtıklayarak gizli noktalarda kılıf soyulmasına yol açar; ilk yıl boyunca hiçbir belirti vermezken, nem ve toz birikimi ile birlikte kaçak akım yolunu bulur ve röle atmalarını düzensiz fakat yorucu hâle getirir.

Dış Cephe Sıvasında Dalgalanma ve Çatlakları Önlemenin Anahtarı: Doğru Kaba-İnce Sıva Dizilimi

Dış Cephe Sıvasında Dalgalanma ve Çatlakları Önlemenin Anahtarı: Doğru Kaba-İnce Sıva Dizilimi

Dış duvar yüzeyinde görülen bombe, yatay-dikey dalgalanma ya da saç teli çatlakların büyük kısmı, sıva altındaki duvarın nemini ve hareketini hesaba katmadan “tek seferde kalın kat” mantığıyla yapılan uygulamalardan kaynaklanır. Tuğla-bims derzleri raspa ile çentiklenip tozdan arındırılmadan, ayrıca yüzeye çimento : kireç : kum oranı 1 : 2 : 9’dan daha zayıf hazırlanan pıhtılaştırıcı “sıva püskürtüsü” (şerbet) atılmadan doğrudan kaba sıvaya geçildiğinde; hem aderans düşük kalır hem de duvar-sıva ikilisi sıcaklık değişimlerinde farklı genleşir. Bu durumda kalın atılan kaba kat hızlı su kaybeder, iç gerilimle dışa doğru itme yapar ve gün ışığında dalga gölgesi gibi belli olan yuvarlak bombe veya köşe çatlakları ortaya çıkar.